module and plugin to add google adsense to joomla based websites, joomla 1.5 and joomla 1.6
Sakalla ilgili en ilginç istatistikler!

Sakalla ilgili en ilginç istatistikler!

Kişisel bakım ürünleri üreten Remington firmasının yaptığı araştırmaya göre erkekler,...

İyi bir cinsel hayat beyinde başlıyor

İyi bir cinsel hayat beyinde başlıyor

Toronto Üniversitesi’nin yaptığı iki yeni çalışmayla çiftleri cinsel birlikteliğe motive eden...

Sigara ‘beyni çürütüyor’

Sigara ‘beyni çürütüyor’

Yapılan bir araştırmaya göre sigara içmek hafıza, öğrenme ve mantığa zarar vererek beyni...

ABD'de intiharla ölüm, trafik kazasıyla ölümden daha olası

ABD'de intiharla ölüm, trafik kazasıyla ölümden daha olası

ABD’de intihar oranının son on yıl içinde yüzde 15 arttığı ve ölüm sebebi olarak araba kazasının...

Türkler Dindarlıkta Dünya Birincisi

Türkler Dindarlıkta Dünya Birincisi

Bertelsmann Vakfı’nın çeşitli ülkelerde dindarlık üzerine yaptığı araştırmaya göre, kendini ‘çok...

Spiritüel inanç sahiplerine kötü haber

Spiritüel inanç sahiplerine kötü haber

University College London'da yapılan araştırmada; bir dine bağlı olmaksızın inançları olanların,...

Türkler Tembellikte Dünya 15.si

Türkler Tembellikte Dünya 15.si

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Türk insanı, fiziksel aktiviteler açısından yetersiz. Türk...

  • Sakalla ilgili en ilginç istatistikler!
  • İyi bir cinsel hayat beyinde başlıyor
  • Sigara ‘beyni çürütüyor’
  • ABD'de intiharla ölüm, trafik kazasıyla ölümden daha olası
  • Türkler Dindarlıkta Dünya Birincisi
  • Spiritüel inanç sahiplerine kötü haber
  • Türkler Tembellikte Dünya 15.si

Gelecekten Haberler

IMAGE İstanbul için şok eden deprem uyarısı !
Azerbaycanlı sismoloji profesörü Khalilov'dan, şoke eden deprem uyarısı geldi.Depremi yüzde 85 oranında önceden tahmin eden bir sistem geliştiren sismoloji uzmanı Prof. Elhcin Khalilov, 3 yıl sonra dünyada...
IMAGE 3000 yılında insanoğlu
The Sun gazetesinde yer alan bir habere göre insanların bundan 1000 yıl sonra nasıl görünecekleri araştırıldı.
IMAGE Gelecek 10 yılın ülkeleri Türkiye ve Mısır
Amerikan siyasi analiz şirketi Stratfor'un, her 5 yılda bir çıkardığı "10 yıllık tahminler" raporu yayımlandı.2010-2020 dönemi tahminlerinde Stratfor, Türkiye'nin "güçlü ordusu ve ekonomisiyle gelecek 10...
IMAGE ‘AIDS fonları kesilirse milyonlarca kişi ölür’
BM AIDS’le mücadele ajansı (UNAIDS), küresel mali krizle boğuşan önde gelen bağışçı zengin ülkelerin 6 ay için bile fonları kesmesi durumunda milyonlarca AIDS hastasının öleceğini bildirdi.UNAIDS...
IMAGE Nasa!dan Türkiye'ye korkutan uyarı
Türkiye'de son 40 yılda Van Gölü'nün 3 katı, Türkiye'nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü'nün 25 katı oranında sulak alan yok olurken, kara yüzeyinin yüzde 90'ında çeşitli şiddetlerde...
IMAGE Doların Hükümdarlığı 2025'te Sona Erecek
Dünya Bankası'na göre,  doların rezerv para hükümdarlığı 2025'te sonlanacak..

Maziden Haberler

IMAGE Atatürk'ün gördüğü son rüya
26 Eylül 1938'de Atatürk, rahatsızlığıyla ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı..Profesör Doktor Afet İnan, olayı söyle anlatıyor:"O geceyi rahatsız geçirdi. İlk hafif komayı o zaman...
IMAGE Falcının Salih Tatlıcı kehaneti
Türkiye’nin en büyük gayrimenkul zenginlerinden olan Salih Tatlıcı'nın ardından bu kehanet konuşuluyor.
IMAGE Tarihin en kanlı diktatörleri
Tarihin çeşitli evrelerinde dünya, milyonlarca insanın ölüm emrini veren diktatörlerle tanıştı.Maximilien Robespierre: Fransız devrimin liderliğini yapan Robespierre, 40 bin kişinin ölümüne neden oldu....
IMAGE Talat'ın 26 yıllık tarihi sırı
KKTC Cumhurbaşkanı  Talat, 'tarihi' bir sırrını açıkladı.Radikal Yazıişleri Müdürü Erdal Güven'in 'nehir söyleşi' formatında yazdığı kitapta KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 'tarihi' bir...
IMAGE İsatanbul'un İlk Gece Kulübü
İlk Gece Kulübü Osmanlı İstanbul’unda  meyhane veya benzer eğlence yerlerinin açılmasına asla izin verilmezdi.

Gaipten Haberler

IMAGE 'Scientology Kilisesi'nin gizli yer altı sığınağı bulundu
Üyeleri arasında Tom Cruise ve John Travolta gibi dünyaca ünlü yıldızlarıda bulunduran, Scientology Kilisesi’nin, gizli yeraltı sığınağının ortaya çıkarıldığı öne sürüldü.
IMAGE Necip Fazıl Örtülü Ödenekten Para Aldımı?
HABERTÜRK  Gazetesi Menderes’in Yassıada’da yargılandığı “örtülü ödenek” dosyasıyla ilgili çarpıcı belgelere ulaştı.
IMAGE Marilyn Monroe'yu FBI komünist diye izlenmiş
Marilyn Monroe ve çevresi komünist olması şüphesiyle izlenmiş, ancak Monroe'nun Komünist Parti'ye üye olduğuna dair bir kanıta rastlanmamış
IMAGE Ladin'in Ölümüyle İlgili Komplo Teorileri
ABD Başkanı Barack Obama’nın, 2 Mayıs’ta öldürülen El Kaide lideri Usame Bin Ladin’in cesedine ait fotoğrafların yayımlanmayacağını açıklaması, çok sayıda komplo teorisinin ortaya atılmasına...
IMAGE İsrail tüm telefon görüşmelerini dinliyor!
İsrail yönetimi ve ABD'deki İsrailli yetkililer, iki ülke arasındaki yakınlığı bozabilir diye, bir konuda çok hassaslar: İsrail'in Amerika içinde casusluk yaptığı iddiası...
IMAGE Tarihin en önemli 10 komplo teorisi
İşte tarihe geçmiş en önemli 10 komplo teorisi...
IMAGE

Kerem ile Aslı


İranın çok meşhur beldesi İsfahan’da adil, iyi yürekli bir padişah yaşardı. Çok zengin, rahat yaşayan ama bir türlü evlat saadetini tadamayan bir padişahtı. Ne tesadüftür ki emrinde çalışan bir Keşiş de aynı özlemi duymakda idi. Padişahın aklına bu keşiş gelince, padişahın derdine ortak olması için onu emretti. Ve uzun uzun sohbet ettiler. Keşiş padişaha “eğer bir saray yaptırır içini bahçesini süslerseniz bütün zamanınızı burada geçirir acınızı unutursunuz” deyince, padişah kısa bir sürede bu planı gerçekleştirdi. Bir gün Keşişin karısı ve hanım sultan saraydaki eğlenceyi ziyarete giderken karşılarına nur yüzlü bir ihtiyar çıkar, hanım sultana bir elma, Keşiş’in karısana bir ayva fidesi verir. Ve bunları ekmelerini ister. Hanım sultan da, Keşiş’in karısı da fidanlara kendi elleri ile bakar, büyütürler. Ancak iki ağaç da büyüdüklerinde meyve vermezler. Hanım sultan birgün rüyasında yine o nur yüzlü ihtiyarı görür. Ve bu çocuk dileği için yalvarır. Yaşlı adam ona ağacın elma verdiğini, bu dileği için bu meyveyi yemesini söyler. Hanım sultan Keşiş’in karısına haber verir ve ağaçlarının yanlarına giderler. Hanım sultanın elma ağacı bir elma vermiştir. Ancak Keşiş’in karısının ağacında meyve yoktur. Hanım sultan elmasını ortadan ikiye böler ve yarısını Keşiş’in karısına verir. Buna karşılık çocukları olduğunda birinin kızı diğerinin oğlu ile evlenecek diye söz verdiler. Ve daha sonra ikisi de hamile kaldı. Padişahın oğlu, Keşiş’in bir kızı olur. Kızın adı “Kara Sultan” Oğlanın adı “Ahmet Mirza Bey” olur. Fakat ters giden bir şeyler olur. Keşiş bey birgün uyurken izmeye dalar ve “Bu kadar güzel bir kızı nden padişahın oğluna vereyimki?” diye söylenir. Ve bu fikrini karısına açıklar. Karısı ise “Ama Beyim biz hamile kalmadan önce çocuklarımızı birbirleri ile evlendireceğinimize yemin ettik” dedi. Keşiş bunun üzerine etrafa kızının öldüğü haberlerini yayar. Bu haber padişahın kulağına gidince padişah Keşiş’i huzuruna çağırır. Padişah: “Keşiş bu söylenenler doğru mu?” Keşiş çaresiz ifadesi vererek; Maalesef doğru kızım öldü diyerek padişahı kandırır. Daha sonra da kızını ve eşini alan Keşiş, Isfahan’a 3 gün uzaklıktaki “Zengi” köyüne yerleşirler. Bu zamanda da padişahın oğlu Mirza Bey 4 yaşına girmiş, mektebe başlamıştı. Yanında da Sofi adında çok zeki bir arkadaşı vardı. Seneler sonra Sofi ve Mirza Bey 12–13 yaşlarına basmışlardı. Sofi Mirza Bey’e bir teklifte bulunmuştu; “Bak Mirza Bey baban çok zengin, serveti dünyayı alır! Ama bizde birdaha Genç olmayacağız, genç olduk, hadi gel avavlayalım” dedi. Mirza Bey Sofi’nin bu sözleri üzerine avlanmaya, yiğitliğe talim etmeye gittiler. Mirza bey bir gece rüyasında “Kara Sultan”ın elinden şerbet içtiğini görür. Kalbi ve yüreği cehennem gibiydi. Daha sonra büyük bir heyecanla uyandı. Yalnız kimin elindne şerbet içtiğini bilmiyordu. Fakat kızın siması aklında kalmıştı. Bir sabah Mirza Bey babasından izin alarak sofi ile birlikte “Zengi” köyüne gezmeye gittiler. Orada Keşiş’in evine misafir oldular, ikramlar yediler. Artık mirza Bey hep o taraflara av yapmaya gidiyordu. Birgün kolunda şahini ile yine gelmişti. O gün sarayın camının yanında gergef yapan bir kız gördü. Yanına yaklaştğı, dikkatlice baktıktan sonra bu kızın rüyasında gördüğü kız olduğunu anlayınca yanına yaklaştı ve: Başı yastık göre mi? Gözü dilber görenin? Gözüne uyku girer mi? Zülfüne berdar olanın? Mirza Bey bunları söyledikten sonra kızı kendine doğru çekti, kızı öptü ve: “Söyle güzel kız sen hangi bahçenin sümbülüsün?” Deyince kız: “Isfahanlı babam keşiş idi. Kerem eyle bırak beni! Babam görmesin! Delikanlı: “Aslı nedir? Salıvereyim! Kız: “Kerem eyle bırak beni! Ddikten sonra Mirza beyin aklına bir şey geldi. Benim adım Kerem, senin adın Aslı olacak bundan böyle birbirimizi böyle çağıracağı! Bunun üzerine keşişin kızı Kerem’e bakarak: “Kabul ediyorum” dedi. Keremde kızı bıraktı. Daha sonra Aslının işlediği gergefin üzerinde bulunan oyalı tülbenti aldı. Ve sofiyi bularak beraber Isfahan’a döndüler. Eve geldiğinde babası Keremi bitkin gördü ve ona ne olduğunu sordu, fakat Kerem’in ağzından tek laf bile alamadı. Padişah birkaç gün sonra Kerem’i tekrar çağırdı ve ona sordu. Kerem’de babasında bir saz istedi. Derdini böyle anlatacaktı. Babası sazı getirdi. Kerem durumunu anlatan bir türkü çaldı; Keşiş bahçesinde bir güzel gördüm, Aklım başımdan aldı ne çare? Taramış zülfünü, dökmüş yüzüne, Serimi sevdaya çaldı ne çare? Babası oğlunun dediklerinden hiçbirşey anlamamıştı. Oğluna tam olarak anlayamadığını söyleyince, Kerem boynunu bğkerek odadan çıktı. Padişah haftalarca oğlunun derdini anlamak için çare arıyordu ama bulamamıştı. Bunun üzerine padişah birilerini bulup ondan derdini öğrenmesini istedi. Çirkin bir kadın Kerem’i Keşiş’in baheçsinde Aslı’ya bakarken görünce hemen padişaha söyledi. Bunu duyan padişah hemen Keşiş’i yanına çağırıdı ve nedne yalan söylediğini sordu. Keşiş’i kızını vermesi için ikna etti. Bunun üzerine Keşiş padişahtan 5 ay süre istedi. Padişahda “sana 5 ay veririm ama sana yüzük vereceğim, onunla kızını oğluma nişanla dedi. Keşiş bunu kabul etti. Bu nişanlanma olaylarını duayn Sofi hemen Kerem’e haber verdi. Kerem’in günleri sefa ve zevk içinde geçiyordu. Fakat aradan bir süre geçtikten sonra Aslıyı yine özlemeye başladı. Bu durumunu babasına anlattı. Oğlunun bu dert yanışı babasını çok üzmüştü. Padişah Kerem’e: “Oğlum ben Keşiş’e 5 ay izin verdim. Süre bugün doluyor” dedi ve düğün hazırlıklarına başlandı. Keşiş’de 5 ay dolduğu için “Zengi” köyünden kaçmaya karar verdi. O gün Padişah büük bir kafileyi Aslı’yı alamk için Zengi köyüne gönderdi. Orada da birkaç insan topluluğu kafileye doğru geliyordu. Kerem onlara neler olduğunu sordu. Bunu üzerine ihtiyardan şu yanıtı aldı: “Bizim burada bir Keşiş otururdu, onlar gece gittiler. Bizde bir şey olacak herhalde die gidiyoruz” dedi. Kerem ağlamaya başladı. Daha sonra hemen Aslı ile buluştukları bahçeye gider ve oradan geçen bir kızı Aslı’ya benzetir ve türkü söylemeye başlar. Onu duyan kız “Ey âşık! Beni kime benzettin?” Kerem cevap verir: “Seni Aslı Han’ıma benzettim” dedi. Bunun üzerine kız Kerem’e: “Aslı Hanımanne ve babasıyla birlikte Hoy’a kaçtılar” dedi. Kerem bu sözün üzerine çok sevindi. Ve bir türkü söyledi. Keşişlerin kaçtığı haberi padişahın kulağına gidince kızdı ve Zengi köyüne geldi. Ama onları bulamadı. Hemen Kerem’in yanına gitti ve “Ey oğlum bu halin ne?” diye sordu. Kerem’i alarak Isfahan’a döndü. Kerem babasına Aslı Han’ın arkasından gitmek istediğini söyledi. Babası da engel olmadı. Arkadaşı Sofi ile yola koyuldular ve Zengi köyüne geldiler. Köyde gezinen bir kıza keşiş’i soru ve Hoy’a gittiklerini öğrendi. Oradan sonra Hoy’a vardılar. Bir kahvedekilere Keşiş’i sordular ve onun birkaç gün önce Suşi’ye gittiklerini öğrendi. Kerem bu şekilde Aslının peşinden gidiyordu. Her gittiği yerde ondan saz çalması isteniyordu. Bu şekilde Suşi’den sonra Gence, Revan, Acuz, Çıldır, Şerki, Kelbe’ye gittiler. Kelbede de aldıkları üzücü haber onların 3 ay önce Kars’a gitmiş olmalarıydı. Daha sonra Kars’a vardılar ve Keşiş’i sordular. Kahvedekiler ondan bir şarkı söylemesini istedi. Ve bunun sonucunda onların Oltu’ya gittiklerini öğrendiler. Oltudan sonra: Narmana, Beyazıt ve Beyat’a gittiğini öğrendi. Beyat’dan aldıkları haberde onların 4 Gün önce Van’a gitmeleriydi İkisi birlikte Van’a giderken yolda 40 haramiler ile karşılaştılar. Haramiler onları aramka istedi. Kerem de “Ağalar ben Acem Şah’ın oğluyum, şimdi gurbete düştüm rica etsemde sılaya gitsem?” dedi. Haramiler ona “Ey âşık Allah selamet etsin diyerek yol vermeden önce türkü istediler. Türküyü duyanlar “aferin” dedi, Kerem’de Keşiş’i sordu ve türkü karşılığında Tiflis’e gittiklerini öğrendi ve yola koyuldu. Tiflis’e geldiler ve kahvedekilerden türkü karşılığında Ahlât’a gittiğiklerini öğrendi. Bu şekilde Nemrut dağını geçerek Ahlât’a geldiler. Oradan Velhasıl dağı, Muş ovası, Muş, Çanlı kiliseyi gezdiler ve aradılar. Çanlı Kiliseden gelin kızlar çıkıyordu. Kerem o kızı Aslı’ya benzetti. Ve yine türkü söyledi, saz çaldı. Sonra oradan Malazgirt’i öğrendi. Karşılarına Murat ırmağı çıktı. Irmak çok delicoş akıyordu. Kerem’in türküsü ile yavaşladı ve geçtiler. Oradan Malazgirt’e geldiler. Kahvede saz çalanlar vadı. Beraber saz çaldılar. Kerem’i çok alkışladılar. Neyse oradan Pasin ovası, Uzun Ahmed, Hasan Kalesi, Çoban köprüsünü gezdiler. Orada dalgacı bir adam vardı. “Ben Keşiş’im” diye dalga geçiyordu. Kerem’i görünce bu dalgacı bir tabuta girdi. Kerem’e adam öldü, namazını kılalım diye şaka yaptılar. Kerem adamın öldüğüne inandı. Aslında şaka idi. Namazdan sonra şaka olduğunu söylemek için tabudu açtılar ve adamı ölü buldular. Cenab-ı Hak dalgasının cezasını vermişti. Neyse Kerem ve Sofi yollarına devam ettiler. Gümüşlü Kümbet, Hadım Pınar geçildi. Orada Kerem giysi yıkayan kızlar gördü ve Aslı’dan kalan tülbenti çıkartarak yıkaması için onlara verdi. Daha sonra da Laleli Dağına çıktılar. Hava çok bozmuştu. Fırtınalar koptu 3 gün 3 gece orada kaldılar. Üçüncü gecede nur yüzlü bir adam geldi. Ve onları atının arkasına alarak onları bir çırpıda Erzurum’a götürdü. Meğer o adam Hızır Aleyhisselam imiş. Orada bir konakta kaldılar. İkramlar gördüler. Kerem sazı eline alarak türkü söyledi. Sonra ağlamaya başladı. Sofi’ye neden ağladığını sordular. Sofi anlattı. Sabaha Yola çıktılar. Gezerlerken bir hamam gördüler. Cafer Ağa hamamı imiş. Oradan çıkan kadınların arasında Aslı’yı gördü ve hemen türkü söylemey başladı. Bunu duyan Aslı Kerem’i gördü ve Hemen eve koştu anasına haber verdi. Anası Keşiş’e haber verince yola çıktılar. Kerem ağlamaya başladı. Sonra sokaktaki çocuklara Keşiş’i sordular ve Mancunlar mahallesine giderlerken yol 3’e ayrıldı. Ortadan girdiler. Günlerce yol gittiler. Eşen Kalesine vardılar. Khevde oturdular. Oradan sonra Vabrik, Tercan, Çinci beli, Erzincan aşıldı. Kerem Erzincan’lılardan Keşiş’in Sarılar’a gittiğini öğrendi. Yolları bir geldi. Nuh Aleyhisselam’ın Nuh gemisinin oturduğu yere geldiler. Yerde bir kuru kafa gören Kerem kuru kafa ile konuşmaya başladı. Sofi şaşkınca Kerem’i izliyordu. Neyse sonra Eşkat’a vardılar, Engürü’ye gittiler. Kerem bir mezarlıkda ağlayan kız gördü. Kızla konuştu. Ölenin sevgilisi olduğunu anladı. Yola koyuldular. Kahveye geldi. Türkü söyledi. Sonra Ayaş’a gittiler. Yol viran olmuştu. Kerem viran olmuş yolla söyleşti. Sofi adeta olanlara şaşıyordu. Ayaşlılar Keşiş’in Zile’ye gittiğini söyledi. Tekrar yollara düştüler… Yeniden yollara düştükten sonra Kızılırmak’a vardılar. Nehir delicoş akıyordu. Ama Kerem’in türküsü ile duruldu. Onlarda geçtiler. Zile’ye vardılar. Hanın sahibi onları içeri almadı gitti. Onlarda kapıyı kırdı. Kapıyı yakarak ısındılar. Sonra Sivas’a gittiler. Oradan da doğruca Kayseri’ye vardılar. Kerem bir cenaze gördü ve türkü söyledi. Bunu Duyan imam Kerem’e çok kızdı. Neyse onlarda oradan Keşiş’in kaldığı eve geldiler. Aslı bahçede geziyordu. Kerem hemen yanına gitti. Kendini tanıtmadı ve “ben dişçi kadına gelmiştim dedi” Aslı onu içeri aldı. Anasına söyledi ve Kerem Aslı’nın dizine yatarak ağzını açtı. Anası sordu “Hangi dişin?” Kerem gösterdi fakat o diş değildi. Öyle böyle bütün dişlerini çektirdi. Ağzı kan dolmuştuç Cebinden Aslı’dan kalan eşarbı çıkartarak ağzına tuttu. Tülbenti tanıyan Aslı “Bu Kerem!” dire bağırdı. Anası hemen Keşiş’e haber vermeye gitti. Kerem o an hemen türkü söylemeye başladı ve sazdan başını kaldırınca Aslı’nın onu dinlediğini gördü. Aslı onu hemen dışarı çıkartmaya çalışırken Kerem’in ayağı kapıya sıkıştı ve kanamaya başladı. O sırada Kerem Tanrıya “Ey rabbim şu kızı bana âşık et” dedi. Tam o sırada isteği kabul olundu. Aslı kapıyı açıp hemen Kerem’e sarıldı. Aslı Kerem’e: “Hadi git buradan babam gelirse seni öldürdür, gece gel, beni al!” Kerem oradan çıkıp kahveye gider. Gece olunca Aslının evine gider. Saz çalmaya başlar. Babası onu duyar ve yanında ki adamlarla Kerem’i yakalamak isterler. Kerem kaçıp gizlernir. Sonra tekrar pencereye çıkar. Tekrar çağırırken onu tutuklarlar. Hapse atarlar. Kerem’in aklı başından gitti. Dili tutuldu. Kadıyı, müftüyü çağırdılar. “Baksanıza Keşiş’in evine bir adam girmiş, öldürelim mi?” Müftü izin vermedi. Sonra Kerem’in dili açıldı. Türkü söylemeye başladı. Kerem’in dilinin açıldığını beye haber verirler. Bey Kerem’i yanına çağırır. Kerem başlar türkü söylemeye. Bey kızmaya başlar. Kerem onu dinlemeden tekrar söyler. Bey yine kızar. Amire dönüp idam fetvasını ister. Hâkim izin veremem, bunların Aslı var dedi ve yerinden kalkıp Harem’ine geçti. Meğer beyin Hasene adında kız kardeşi varmış. Beyin halini görünce halini sordu. O da Kerem’i öldürmesini istedi. Karşılığında 15 kese altın verecekti. Çünkü kadı, müftü öldürülmesine izin vermiyordu. Hasene bunu kabul etti. O sırada da Kadı Kerem’ döndü. “Bak oğlum buradan kaç sana zulm edip öldürecekler” Kerem bu sözleri duymadı bile ve saz çalmaya başladı. Hâkim Kerem’e sordu: “Oğlum senin bu kızla alakan var mı? Nişanlı mısınız?” dedi. Eğer nişanlı değilseniz 2 şahit bul seni şu Aslı ile nişanlayalım” dedi. Kerem hemen Sofi’yi çağırdı. Hâkim mesele’yi sofi’ye sordu. Sofi’de anlattı. O sıralarda da Hasene Hanım 40 tane gülcülerden kız alıp her birine kıyafet giydirdi. Sonra onları büyük bir bahçeye soktu. Ve Kerem’i çağırdı. Kerem içlerinden Aslı’yı görünce gözünü ondan ayırmadı. Zaten başka bir kıza baksaydı, Hasene Hanım onu öldürecekti. Kerem gözünü ondan ayırmayınca o da Kerem’in gerçekten Hak aşığı olduğunu anladı. Hasene Hanım bu aşkı anlayınca Aslı’yı ondan sakladılar. Hasene Hanım Kerem’den türkü söylemesini istedi. Kerem hep Aslı’ya hitap eden türküler söylüyordu. Hasene Hanım kızdı ve kendisine hitap eden bir türkü söylemesini istedi. Kerem yine Aslı’ya söyledi. Bu sefer Hasene Hanım sordu: “Kerem ben ne derim, sen ne dersin? Sana hemen Aslı’yı alıvereyim” dedi. Kerem: “Ya Rab, sana şükürler olsun” dedi. Hasene hanım bu türkülerden onun gerçek bir âşık olduğunu anladı. Ve: “Senin gerçekten âşık olduğunun isbatı var mı?” dedi. Kerem’de: “Bak ben bir türkü söyleyeyim, eğer Aslı’nın her yönünden söz etmezsem beni öldür” dedi. Ve türküsüne başladı: Bir hali diyor merde mert cengi Bir hali dövüyor cümle frengi Bir hali bozulmaz hiç onun rengi Bir şulesi halka yetişir… Hasene Hanım baktı ki bu türkü tam Aslı’yı anlatır, hemen herşeyi beye anlatır: “Bu kızı Kerem’e verelim, eğer vermezsek, Kerem’in ahı bizi yakar” Bey bu sözleri duyunca hemen Keşiş’in yanına gider ve: “Kızını Kerem’e ver, eğer vermezsen seni öldürürüm” dedi. Bu olanları Keşiş karısına anlattı. Ve o gece Kayseri’den kaçtılar. Sabah onları bulamadılar. Bir kişi onların Tekke’ye doğru gittiğini söyledi. Kerem çok üzüldü ve beyin ayağına kapanarak; “Aman beyim ben böyle olacağını bilirdim. Allahaısmarladık” diyerek yola koyuldular. Tekke’ye ulaştılar. Oradan Karapınar’a geçtiler. Sonra Haleb yoluna düştüler. Keşiş’de Haleb’de ermeni evine girdi. Halebli ermeni onun başka biri olduğunu anladı. Ermeni Keşiş’e burad ne aradığını sordu. Keşiş başından geçen herşeyi anlattı. Halebli Ermeni de: “O halde Kerem buraya gelmeden kızını evlendir” Bu sırada da Aslı Han babasına feryad ediyordu. Kerem ve Sofi’de Haleb’e geldiler. Burada Kerem hanın sahibi Külhan Beyine başından geçenleri anlattı. Külhanbeyi Kerem’i Aslı’ya alacağına söz verdi. Bir koca karı tuttu. Onu Aslı Han’ın yanına gönderdi. Koca karı Aslı Han’a: “Kerem’in yanına gitmek ister misin?” deyince Aslı hemen kalktı. Külhanbey’de Kerem’e haber verdi. Koca Karı’da Aslı Han’a: “Git anandan Haleb’i gezeceğiz diye izin al” dedi. Anası da “tamam ama sakın geç kalma” dedi. Sonra Külhanbeyi Kerem’i Aslı ile buluşacağı Kümbet’e götürdü. Orada Kerem’i gören Haleb paşası onu zindana attırdı. Kerem’i zindan’a türkü söylerken duyan paşa ona kendini tanıttı ve Aslı Han’a şu anda düğün yapıldığını söyledi. Kerem’de: “Bana güzel bir at, silah ve hizmetkâr ver Aslı kiliseden çıkarken beni görsün” dedi. Paşa isteklerini yaptı. Ertesi gün Kerem kilisenin oraya gitti. Paşa arkadan adamlar gönderdi. Kerem Aslı’yı görünce türkü söylemeye başladı. Onu gören Aslı hemen yolunu değiştirdi. Sonra adamlar kızı hemen örtüp konağa getirdiler. Keşiş’in dostları Keşiş’e haber verince Kerem’den kurtuluş olmadığını anladı. Keşiş’in aklına bir fikir geldi. Kızını Kerem’e vereceğini, fakat ilk gecelerinin elbisesini kendisi dikeceğini söyledi. Kerem ve Aslı çok sevindi. Keşiş evde sihirli, büyülü bir fistan dikti. Kerem yanına gelince fistanın düğmelerini elleri ile çözecekti. Neyse 40 gün 40 gece düğün yaptılar. Sonra Aslı ile Kerem evlerine gittiler. O gece Kerem namazını kıldıktan sonra Aslı fistanını giydi ve Kerem’in yanına geldi. Kerem’den bu düğmeleri çözmesini istedi. Kerem tam söktü 2 tanesi kaldı ki düğmeler tekrar kapandı. Kerem elleri ile tekrar denedi. Sürekli kapanıyordu düğmeler. Artık uğraşmaktan tan yeri ağarmıştı. Kerem düğmeleri nasıl çözeceğini düşünüyordu. Tekrar denerken en sonunda kocaman bir “Ah” çekti. Ve Kerem’in ağzından çıkan ateş ile birden bire Kerem cayır cayır yanmaya başladı. Külleri yere döküldü. Aslı ağlamaya başladı. Ve hemen annesine haber verdi. Annesi de kızım bu senin sevinecek günündür deyince Aslı annesine Kerem’in küllerini gösterdi. Annesi de çok şaşırdı. Sonra Paşa Aslı Han’ı sorguya çekti. Olayların Keşiş’in yaptığı anlaşıldı. Keşiş öldürüldü. Aslı 40 gün Kerem’in küllerinin başında bekledi. Sonra saçlarını süpürge ederek silerken küllerin içinde kalan ateş ile Aslı’da kül oldu. İkisinin külleri birbirine karıştı. Bunu görenler Paşa’ya haber verdiler. Paşa’da Aslı’nın annesini türlü eziyetlerle öldürdü. Daha sonra ki günde Sofi’ye düğün yaptılar. 40 gün 40 gece düğün oldu. Aslı ve Kerem dünyada kavuşamadılar ama şu an cennete düğünleri olsa gerek… Bilgicik
IMAGE

İlk Kadın "Lilith Efsanesi"


'Tanrı Adem'i yarattıktan sonra onun yalnız olduğunu gördü ve yalnız olmasının iyi olmadığına karar verdi.Bilinen en eski Lilth efsanesi Ben Sira Alfabesi denilen yazı türüyle yazılmıştır ve burada Adem'in ilk eşinin yani Lilith'in öyküsü yazılıdır. 8. ve 10. yüzyıllar arasına ait yazılı kaynaklara rastlansa da, asıl öykünün ya da daha uygunu efsanenin ne zamandan beri anlatıla geldiğini anlamak veya öğrenmek mümkün değil. Zohar yani Musevi Kabbalası'nın yorumlarında Lilith ile ilgili muhtemelen daha eskilere yönelik göndermeler vardır. Buna karşın yeterince araştır- ma-nın yapıldığı da söylenemez hatta kasten yapılmadığı söylenilebilir.  Peki neden? İsterseniz efsaneye bir göz atalım:''Tanrı Adem'i yarattıktan sonra onun yalnız olduğunu gördü ve adamın yalnız olmasının iyi olmadığına karar verdi. Tanrı Adem için topraktan bir kadın yarattı ve ona Lilith adını verdi, ama Adem ve Lilith kavga etmeye başladılar. Lilith Adem'le yatmak istemiyor, birleştiklerinde hep üstüne çıkmasına karşı çıkıyor ve kendisinin de Adem gibi topraktan yaratıldığını yani eşit olduklarını söylüyordu. Anlaşmazlık sürdü gitti, ta ki Lilith Tanrı'nın kutsal isimlerinden birini kullanıp göğe uçuncaya kadar. Adem Tanrı'ya dua etti ve kadının kendisini terk ettiğini söyledi. Tanrı üç meleği görevlendirerek Lilith'i geri getirmelerini  geri dönmezse hergün yüz çocuğunun öleceğini söylemelerini  emretti. Ama Lilith geri dönmek istemedi. Tanrının adına yemin ederek meleklere  onların adı ya da şekilleri yazılı muskaları taşıyan çocuklar koruya- cağını söyledi.O günden beri Lilith  meleklerin isimlerini gördüğünde yeminini hatırlar ve küçük çocukları korur.Efsanenin bir diğer versiyonu ise şöyle;Tanrı Adem adını vediği ilk insana yaşayan her canlının adını öğretir, ve dişi, erkek olarak iki cins olduklarını gösterir. Adem birer çift olan canlıların birbirlerine duyduğu aşkı kıskanmaya başlar ve Tanrı'ya bu haksızlığı gidermesi için yalvarır. Tanrı ilk kadın Lilith'i yaratır. Onu da Adem gibi oluşturur ama bu kez saf toprak yerine Adem'de arta kalan tortuları kullanmıştır. Adem ile Lilith hiç bir zaman barış içinde olmamıştır. Adem ne zaman Lilith'le yatmak istese reddedilmiştir. Çünkü Lilith yere uzanmak istemez ve ''Niçin seninle yatmalıyım? Ben de topraktan yaratıldım ve seninle eşitim'' der. Adem ona zor kullanınca da öfkeyle karşı koyar veTanrının adını kullanarak göğe yükselip onu terkeder. Melekler Lilith'e gecikmeden Adem'e geri dönmesini söylerler. Lilith ise;''Tanrı beni yeni doğmuş çocuklara yaşam vermekle görevlendirdi. Yemin ederim onları esirgeceğim''der. Lilith'in sözü kabul edilir.Belgin Ertürk
IMAGE

Mitolojide Bülübülün Öyküsü


Aedon Pandareos’un kızı ve Thebaili Zethos’un karısıdır. Zethos’un kardeşi Amphion, Niobe ile evlenip çok çocuk sahibi olduğu halde, çocukları çok seven Aedon’la Zethos’un yalnız bir çocuğu olur:
IMAGE

Göç Destanı


Bugün Orkun ırmağının kıyısında bir kent kalıntısı ile bir saray yıkıntısı vardır ki çok eskiden bu kente Ordu-Balıg denildiği
IMAGE

Pr.Salter ve Oğlunun kaçırılması


Uzaylılar tarafından kaçırılma olaylarında, pek çok kez, yaşayanın unutmak isteyeceği, korkutucu deneyimler yaşanmıştır. Bununla beraber bazı olaylardaki yöntem denemeye değer niteliktedir. Tıpkı, Kuzey Dakota Üniversitesi’nden Prof. John Salter ve oğlu John Jr.’ ın başından geçen gibi. Baba oğul, Güney eyaletler için konuşma turu programlamışlardı. Mart 1988’de Prof. Salter, oğluyla birlikte arabasını, ilk randevusu için 61. Karayolu istikametine doğru sürüyordu. Bilmedikleri bir nedenden dolayı, arabalarını programladıkları yolun dışında başka bir yöne doğru sürmeye başlayan baba oğul, bir anda kendilerini tam tersi istikamette giderken buldular. Ardında da o gece dinlenip ertesi gün devam etmeye karar verdiler. İki adam daha sonra, bir gece önceki programladıkları istikametten gitmemelerinin nedeni hakkında konuşmaya başladıkları sırada gümüş renkli bir UFO görerek şoka uğradılar. İlerledikleri yolun üzerinde aniden belirmiş olan bu UFO’ya karşı ikisi de her nedense bir yakınlık hissetmişlerdi. Bu sırada birden hafızalarında geçen gece yaşadıkları canlanmaya başladı. Baba oğul, birbirlerine bakarak o anda dikkatlerini çeken cismin dün arabalarını durduran şey olduğunu hatırladılar. Dün ikisi de, araçlarına doğru gelen bir grup varlık tarafından dışarı çıkarılmışlardı. Prof. John, arkadan gelen uzun boylu yarı insan yarı yaratık olan varlığı görmeden önce, öndeki kısa boylu kişileri ilkin çocuk sanmıştı. İki adam bir yandan başlarına kötü bir şey geleceğinden ötürü kaygılanırken, bir yandan da adlandıramadığı bir hisle koruma altında olduklarını hissetmişlerdi. Prof John, UFO’ya doğru ilerledikleri sırada tökezlemiş ve az kalsın düşeceği sırada, garip bir enerji tarafından düşüp kendini incitmesi engellenmişti... John ve oğlu, dönemeçli duvarların bulunduğu bir odada, dişçilerin kullandıkları türden, arkaya yaslanılarak uzanılan bir sandalyede hareket edemeyecek bir şeklide yatırılmışlardı. John’un burun deliğine, acı vermeyen bir şey sokulmuştu. Diğer iğne şeklindeki aletlerden biri boynuna bir diğeri de göğsünün üstüne sokulmuştu. John’un bu bölgelerin insanın gelişimi, metabolizması ve bağışıklığıyla ilgili 3 önemli tıbbi bölüm olduğunu bilecek kadar tıp bilgisi vardı. Bu test tamamlandıktan sonra, John garip bir şekilde bu yabancılara bağlandığını hissetmişti. Ayrıca onlardan, tekrar karşılaşacaklarına dair bir mesaj aldığını da hissediyordu. Bu garip durum, John ve oğlu eve döndükten sonra daha da acayip bir hal almaya başladı. John, sağlığında genel olarak bir iyileşme olduğunu hissediyordu. Tırnakları ve saçları eskisinden daha kalındı ve daha çabuk uzuyordu ve alnındaki yara izi belirsizleşmeye başlamıştı. Bununla birlikte sigarayı bırakma savaşı veren oğul John, şimdi sigarayı düşünme gereği dahi duymuyordu. Her iki Salter için de kaçırılma iyi neticeyle sonuçlanmıştı. Saygı değer biri olarak görülen John Salter ve oğlunun başından geçenler 1988 yılında “Bilinmeyenden Gelen Ziyaretçiler” olarak filme de uyarlanmıştır.
IMAGE

‘Kumburgaz’daki UFO’lar gerçek’


2.5 saat filme alınan görüntüler için inanılmaz iddiaSirius UFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi, 2008 yılı içinde Kumburgaz’da çekilen görüntülerin
IMAGE

Tanrı'nın gözü bizi izliyor.


İngiliz Daily Mail Gazetesi'nde yayınlanan bu fotoğraf bilim dünyasına Tanrı'nın Gözü olarak kaydedildi. Dünyadan 700 ışık yılı uzaklıktaki nebula yeryüzünden mavi bir göz gibi görünüyor.Bilim adamları Şili dağları üzerinde teleskopla çekilen bu fotoğrafa 'Tanrı'nın gözü' takma adını verdi. Ortadaki mavi yıldızın etrafındaki toz ve gaz tabakasının ortaya çıkardığı görüntü nefes kesiyor.İlk olarak Alman astronom Karl Ludwig tarafından 1824 yılında kaydedilen göz, bir takım yıldızından oluşuyor. Amatö teleskoplar tarafından da görülebilen gözün son ve muhteşem ayrıntılı fotoğrafı, Avrupa Güney Gözlemevi La Silla tarafından kaydedildi.
IMAGE

Uzay'da kozmik hayalet


İlkokul öğretmeni, Hanny Van Arkel internette uzayda daha önce belirlenmeyen bir gök cismi keşfetti. Bilim adamları ayağa kalktı İlkokul öğretmeni uzayda “kozmik hayalet” keşfetti.

gazere manşetleri

Hayatın İçinden

IMAGE Ablası biliyordu annesi çıktı!
36 sene boyunca ona 'anne' dedi gerçeği mezarlıkta öğrendi!
IMAGE Devletin işkence günlüğü
Engin Ceber’in işkence sonucu ölümü, göz göre göre, adım adım geldi. Birinci adım, karakoldaki dayaklardı. İkinci adım polise direnmek gibi
IMAGE Kerbela Olayı
Kerbela Vakası, Hz. Muhammed'in torunlarının Irak'ın Kufe kenti yakınlarında Hicri takvime göre 10 Muharrem 61 tarihinde şehid edilmesi olayıdır.
IMAGE

Hasta oldu, anadilini unutup başka dil konuştu


İngiltere’de yaşayan 81 yaşında bir adam, geçirdiği rahatsızlık sonrasında anadili olan İngilizce’yi unutarak Gal dilini konuşmaya başladı.
IMAGE

Alkol hayat kurtardı


İngiltere'de bir hastanın hayatını kurtarmak için sıradışı bir yönteme başvuruldu: saf alkol doğrudan kalbe enjekte edildi.
IMAGE

En akıl almaz yasalar


İngiliz savcı David Crombie, dünyanın en "akıl almaz" yasalarını araştırdı. Crombie'nin araştırmasına göre akıl sınırlarını zorlayan yasalar. 
IMAGE

Balıkla kırmızı şarap neden içllmez


Bilim adamları, balığın yanında neden beyaz şarabın tercih edildiğini keşfetti: Çünkü kırmızı şarap balığın balıksı tadını hoşa gitmeyecek şekilde artırıyor.
IMAGE

Facebook Neden Mavi ?


Facebook'un mavi renkli olmasının çok özel bir sebebi varmış..
IMAGE

Erkekler ilişkiden sonra neden uyuyakalır?


İşte erkeklerin ilişki sonrası uyuyakalmasının nedenleri...

Günün Karikatürü

IMAGE

İstatistikler ve Araştırmalar

IMAGE Gezi eylemlerine kaç kişi katıldı ?
Milliyet Gazetesinden Tolga Şardan’ın haberine göre; Taksim Gezi Parkı'ndan Türkiye’nin pek çok iline yayılan protesto gösterilerinin bilançosu İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarıldı.
IMAGE En kapsamlı 'Gezi' Anketleri
KONDA ve GENAR'dan 'Gezi' eylemleri ile ilgili en kapsamlı anketi.
IMAGE ABD'de intiharla ölüm, trafik kazasıyla ölümden daha olası
ABD’de intihar oranının son on yıl içinde yüzde 15 arttığı ve ölüm sebebi olarak araba kazasının önüne geçtiği ortaya çıktı.
IMAGE Türkler Dindarlıkta Dünya Birincisi
Bertelsmann Vakfı’nın çeşitli ülkelerde dindarlık üzerine yaptığı araştırmaya göre, kendini ‘çok ya da oldukça dindar’ olarak tanımlayanların başında Türkler geliyor.

İstatistikler ve Araştırmalar

IMAGE Sakalla ilgili en ilginç istatistikler!
Kişisel bakım ürünleri üreten Remington firmasının yaptığı araştırmaya göre erkekler, kariyerlerine uygun bir imaj yaratmak ve hayata bakış açılarını yansıtmak amacıyla sakal bırakıyor.
IMAGE İyi bir cinsel hayat beyinde başlıyor
Toronto Üniversitesi’nin yaptığı iki yeni çalışmayla çiftleri cinsel birlikteliğe motive eden etmenler araştırıldı. İşte iyi cinsel hayat için bazı öneriler.
IMAGE Kadınların en kötü göründüğü gün çarşamba
  Bir kozmetik firması tarafından yapılan araştırmaya göre kadınların en kötü göründüğü gün çarşamba günü.
IMAGE Sigara ‘beyni çürütüyor’
Yapılan bir araştırmaya göre sigara içmek hafıza, öğrenme ve mantığa zarar vererek beyni çürütüyor.